BULVAR GAZETESİ GÜZEL HIKAYELER BULVAR GAZETESİ
HİKAYE BULVAR GAZETESİ HİKAYELER SİTESİ BULVAR GAZETESİ AŞK HİKAYESİ..
ask oyunu
öncelikle merhabalar !!!!
ben okulumdaki bir erkekle cikiyordum (CANER)
caner cok capkindi her kiza bakiyodu her kizla konusuyodu . Ben ona hep
söyledim bo daha kizlarla cok dolasma diye ama beni hic dinlemedi . sonra
bir gün ögrendim ki caner bütün kizlara seni seviyorum sen cok güzelsin
diyomus . Bu duruma cok üzüldüm cook da agladim.Ertesi gün okulda
tenevüsde gitdim yanina tutdum yakasindan söyledim .Ama bana okadar cok
dediki onlara inanma beni seni cookkkk seviyorum dedi .Ben ona inanadim
!!!affetdim !!!Ertesi gün en iyi arkadasima . asildigni duydum arkadasimi
ÖPMEK ISTEMIS SARILMAK ISTEMIS SEN BUNLARI DUYUNCA COK OLDUM . arkadasim
ben üzülmeyim diye bana söylememis .caner arkadasindan duymustum. simdi
hala bana yalvariyo bana dön diye AMA BEN ONDAN ARTIK SOGMUSUM ISTESEMDE
SEVEMEM!!!!
BULVAR GAZETESİ BULVAR GAZETESİ ÖZEL HİKAYE SİTE BULVAR GAZETESİ ASKER
HİKAYESİ..
güneşe gidiyor
Komik adam liseye giderken başarılı bir
öğrenciymiş. Uzaya çok meraklıymış. Uzay hakkında kitaplar okur,
gezegenlerin durumunu incelermiş. Güneşi ise bir gezmezgen olarak tarif
edermiş. Güneş gezmezgeni özellikle ilgisini çekiyormuş. Güneş hakkında
derin araştırmalar yapmış. Bir gün güneşe gitme fikri uyanmış. Türlü
aletler, motorlar, bilgisayarlar almış ve aylarca uğraştıktan sonra bir
uzay aracı yapmış. Araç çalışıyormuş ama olduğu yerde durup ilerlemiyor ve
yükselmiyormuş. Yakın bir arkadaşına durumu anlatıp, güneşe gidememekten,
güneşle kucaklaşamamaktan yakınmış. Arkadaşı: Yakınmayı bırak. Senin
yaptığın zamazingo uçsaydı, yanacaktın. Güneşe yaklaştıkça sıcaklık
artacak ve seninle birlikte aracın da yanacaktı. Hiç güneşe gidilir mi?
Hiç güneşle kucaklaşılır mı? İlla kucaklaşmak istiyorsan gel ikimiz
kucaklaşalım, demiş
Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir
yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür.
Biraz yaklaşınca , bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa
atan genç bir adam olduğunu fark eder. Genç adama yaklaşır:
- Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?
Genç adam yanıtlar;
- Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek.
Onları suya atmazsam ölecekler. Yazar sorar;
- Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var.
Ne fark eder ki?
Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.
- Onun için fark etti ama...
affet babacığım
Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli
tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu
düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu.
Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve
"Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti...
Eşini kaybetmeyi göze alamazdı.
Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası, sevdiği ve
kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı.
Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için
çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hâlâ onu ölürcesine
seviyordu.
Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu.
Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi
dağ evine götürecekti babasını.
Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de
bu tür sorunlar yaşamayacaktı.
Babasına lâzım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak
babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can,
- "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince onu da arabaya
aldı ve birlikte yola koyuldular.
Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden
yolu zor seçiyorlardı.
Minik Can, sürekli babasına "Baba nereye gidiyoruz ?" diye soruyor ama
cevap alamıyordu.
Öte yandan; nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı
döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu.
Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya
gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan
akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan
yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi.
Sonra diğer malzemeleri taşıdı en son da babasını sırtlayarak yatağa
yerleştirdi.
Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına
vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye
başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye
düşündü.
Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi. O, bu duygular içindeyken
babası, yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu
tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti,içi yanıyordu
ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam
veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu
üzüntüyle sadece seyrediyordu.
Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve ellerini
defalarca öptü. Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de
kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der
gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terketti.
Arabaya bindiler.
Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı, neden dedemi o soğuk yerde
bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor
diyemiyordu.
Can: "Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?" diye
sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler
gibi geri çevirdi arabayı.
Barakaya ulaştığında "Beni affet baba." diyerek babasının boynuna sarıldı.
Baba oğul sıkı sıkı sarılmış çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı.
Oğlu: "Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım için beni affet!" diye
hatasını belli ediyordu...
Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu...
- "Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki,
sen beni atasın... Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum."
imkansızım
onu
tanıdığım ilk gün aşık oldum,hiç böyle olmamıştım.onu tanıyalı 1,5 ay oldu
ve 1 aydırda görüşüyoruz.evliyim evet yaptığımın yalnış olduğunu biliyorum
ama onsuzda olmuyor.oda bana aşık,seviyor.suan ondan uzaktayım çok özledim
çoook.24 yasındayım ben ilk ona aşık oldum,onu ömrümün sonuna kadar
unutamam.çoook seviyorum onu,onsuzhayat bitmez diyorum ama evliliğimide
düşünmek zorundayım...ben onsuz ne yaparım bilmiyorum onun evlendiği gün
benim ölüm günüm olcak.ben onu asla baskasıyla paylasamam ama o suanda
beni paylaşıyor o ne kadar istemesede ama elinden gelen bişeyde
yoolmayacakta.herseye rağmen onu çoooooook seviyorum.o benim bitanem ben
onun bebeğiyim...seni seviyorum imkansızım çok hemde
SONU KÖTÜ BITEN ASK
slm ben
sinifimdan bi oglandan hoslaniyodum (mohammed) onla yüzmelere gidiyoduk
konusuyoduk beni öbür oglanlardan koruyódu .taki sinifima yeni ögrenci
gelene kadar . sinifima yeni oglan (BESIR)ohammedle en iyi arkadaslardi .
besirle cok iyi anlasiyorladi .sonra besir bana asik oldu ama ben hala
mohammedi seviyodum mohammedde beni. besir beni mohammedi sevdigmi duyunca
mohammedle benim arami bozdu .mohammedle hergün kavga ediyoruz artik .
besirda bumdan cok zevk aliyo . ama mohammedin her bana baktigna gözlerine
bakiyorum ve gözleri okadar parligyo ki . bence beni biraz olsun daha
seviyo.bene mohammedi daha seviyorum. ben mohammedi unutmak isin simdi
baska biriyle beraberim ama mohammedi gördügümde kalbim duruyo sanki. ama
ben onu unutcam !!!BENI COOK KIRDI!!!
sanal aşk olur mu
inanılmaz bir olay gülüm nete yazdığım hikayeden çok etkilenerekbeni
etkileyen kişiyle hergün muhabet etmeye başladık msn de bana aşık olduğunu
söyledi ve evlenme teklifi ediyor ama çok şakacı biri ya inanmamı
beklermisiniz benden hoşlandım ondan ama insan bir haftada nasıl aşık olur
ve evlenme teklifi eder inanmadım ananmamamda haklıyım değil mi kim
iananırki ama bana inandırmaya çalışıyor bilmiyorum ne yapcam
siz büyük konuşmayın ben büyük
konuştuğum için bu kadar çok seviyorum
mrb
ben istdan ayça ben 3 sene yani lise 1 ilk başladığım zaman sııfımızda
arda diye bi çocuk vardı arkadşalarımın dediğine göre arda sürekli bana
bakıormuş bende farkında değildim taki çokk büyük konuşuna kadar bende
arda'ya bakmaya başlamıştım hatta yavaş yavaşaşık oluyordum ama aşık olmak
istemiyodum arda çünkü çirkin serseri ailemin istemiceği biriydi ama ben
kendime karşı koyamyıp bütün gün ona bakardım gözlerimialamzdım ondan hep
de arkadaşilarımla dalga geçerdim çirkin çocuklarla çıkıyolar diye ama
kendim çirkin birine çirkinliğinide bırakalım serseri birine aşık olmuştum
yani çok büyük konuşmuştum gecelerce onun bakışları aklımdan çıkmıyodu
aşık olmuştum ona remen o da bana tabikide...bi gün sınıfı değiştirip
başka bi sınıfa geçti o sınıftan bi kız arkadaşıyla bana çıkma teklifi
gönderdi tabi bende hemen kabul ettim çıkmaya başladık aradn bir hafta
geçti biz çıkmamıza rağmenhiç konuşmamışdık o da çok utangaç biriydi bende
1 hafta geçtikten sonra konuşmuuşduk benim için kavgalar ediliodu okulda
arda kıskançlık krizlerine giriodu çünkü 2 hafta sonra ayrıldık 2 gün
sonra tekrar barışdık koskaca 1 sene böle geçip gitmişti ki 1 sene içinde
2o kere ayrılıp barışmışdık bide benm bi sorunum vardı elimi tutturmam
diyodum o zamnalar cahillik işte bana el tuttturmak çok kötü bişeymiş gibi
geliyodu bu yüzden aramızda hep bi soğukluk oluyodu sevgili değilde
arkadaş gibiydik ama ardada benim bu huylarımı cahillik değilde namusluluk
olarak gördüğüiçin beni okuldaki kızlardan çok daha farklı tutuyodu buda
benim hoşuma gidiodu aradan 1 sene geçti lise bir bitmişdi lise 2
geçtiğimiz yanın ayrılmışdık 3 ay sonra tam okulların açılmasına yakın
benim telefonuma ardadan mesaj gelmişdi barışmak istiyodu bende
dayanamayıp barışmışdım ama annem hiç istemiyodu ardayı nefret ediodu hem
çirkindi hemde sereriydi ban agöre biri değildi yani barışmışdık sonra 3
ay sonra falan tekrar ayrıldık benim kız arkadaşım ben ondana yrıldık
sonra okula yeni gelen kızı ardaya ayarladı ve bunlar çıkmaya başladı ama
ben bunu duyunca başımdan aşşağı kaynar sular dökülmüşdü okula gitmek
isteniyodum artık gitsem bile hep kantinde oturup ağlıyodum ardada kendine
göre beni çatlatıodu ama öyleydi her gece her dakika ağlıyodum artık 1
günüm mutlu geçmiyordu kafamı hiç bi taraf ayönlendireiyodum ve duydumki o
kızlada ayrılmışlar havalar zıpladım ve bana geri döndü bende kabul ettim
ama o anda onun en yakın arkadaşıyl açıkıyodum bunu duyunca küplere bindi
okulun kantininde bana tokat attı bende ona dedimki sende bana yanısnı
yaptım gözümün önünde o kızın elini tutup ban anispet yaptım diyip bi
tokatta ben ona atttım aradn 1 ay geçti öüzür dieldi sen onarna farklıısn
deid bilirsiniz klasik erkek sözlerini söleyip beni kandırdı ve tekrara
barışdık ama aradn tam 2 sene geçmişdi biz 3 sene ye girioduk ve barışdık
ben bu sefer büyüyüp akıllandığım için elii tutmasına izin verdim ve ilk
kez bi kereliğine elimi tutturduma ama keşke tutturmasaydım ona kendimi
dahaçok bağlanmış ve yakın hissetiim şimid daha çok acı çekiyorum ve biz
yine ayrıldık şimdi ben uğur diye biriyle çıkıyorum onuda seviyorum ama
arda kadar değil ama uğurla tanışdığımdan beri arda artık pekde aklıam
gelmiyo 3 sene boyunca çok ağladım çok üzüldüm arda için ailmei karşıma
aldım ama yien beni bırakan o oldu çünkü onu çok şımarttım çok değerliymiş
gibi davranıp sevgimi çok belli ettim ama benim gibi kızı bulmuş bide o
bırakıyo her sferinde işe bakın ya bana en çok koyan bu olmuşdu ama ben
mutlu olmazsam onsuz o da bensiz hayatında hiç bi zaman mutlu olamıcakdır
olmıcakda..........
Uyan Çavuş Tiz Uyan
Birinci Cihan Harbinde Jandarma çavuşluğu yapmış Mürteza Baba İstanbul'un
işgal hangâmesinde sallandığı yıllarda Rumlar Batı Anadolu köylerinde
muzırlık yapmaya başlayınca, oralara sevk edilen kuvvetlerin içinde
Mürtaza Çavuş'da vamış.
RumIarı geri püskürte püskürte Daya Kadın diye bir yere varmışlar. Hem
epey yoruldukları için, hem de gece bastırdığı için, orada, Balkan
Harbinden kalma tabyalarda geceleme durumu hasıl olmuş. Bir nöbetçi
dikmişler, diğerleri yatmış.
Mürtaza Çavuş da yatmış tabii, derken, bir müddet sonra nöbetçi de
uyuklayınca Mürtaza Çavuş'a görünmeyen biri:
Uyan Çavuş tiz uyan!
Atik ol kurnaz davran!
Hemen kaldır eratı,
Aha geliyor düşman!
der gibi tekmelemeye başlıyor! Hemen uyanıyr' tabii, asker tetikte uyur.
Sonra dikkatlice etraflarına şöyle bir bakıyor ki, Rumlar sürüne sürüne
kendilerine doğru gelyor! Ayın ondördüymüş o gün, ay ışığında görüyor
bunu. Ondan sonra, askerleri uyandırarak bir cayırtı koparıyorlar!
RumIarın bir kısmı ölü, bir kıs mı yaralı def olup gidiyorlar ..
Sabah olunca, gece kendisine görünmeyen bir kimse tarafından tekme atılan
yeri kazdırınca bir Türk şehidi çıkıyor. Evet! O şehid uyandırmış Mürtaza
Çavuşu!
Sübhanallah, Sübhanallah!
yaş farkıydı tek sorun
aynı mahalledeydik onunla o mahallemizin en yakışıklı en mert erkeğiydi
bense ufak kızı kendimi bildim bileli ona aşıktım ama o bunu bilmiyodu o
34 yaşındaydı bense 15 imkansız diyodum başka bir ilde liseyi kazandım ve
gittim o mahalleden ama onu görmek için her hafta geliyodum evime bi akşam
kapıda kaldım ve dışarda ailemi beklemeye başladım o geldi yanıma ve
sohbete başladık uzun bi konuşmadan sonra benden telefon numaramı istedi
bende seve seve verdim o gece başladık mesajlamaya onun bi mesajına
karşılık bana karşı duyguların ne diye sordum cevabı SENİ ÇOK SEVİYORUM
oldu o gece benim için unutulma olmuştu ve böyle başladı bizim aşkımız
meğer o da beni seviyormuş ben artık mahalleye gelmeyi azaltmıştım daha
doğrusu ailem öle sanıyodu gizlice geliyodum ve onunla kalıyodum evinde
bir gün telefon konuşmamızda bana seni aldattım başkasıyla birlikte oldum
dedi beynimden vurulmuşa döndüm gözyaşlarıma hakim olamıyordum 1 hafta ne
o aradı ne de ben ben dayanamayıp aradım ve onu affetiğimi söledim ve
bölece barıştık her konuşmamızda kavga ediyoduk ama kavgalarımızdaki
sözlerimiz şunlardı aşkım seni sevmiyorum artık canım bitti bu ilişki
falandı şimdi ise onun evlenmesi gerekiyo başka birisiyle ve ben bunada
izin verdim tabi çocuk yapmamsı şartıyla çünkü biz üç yıl sonra kaçacağız
ve biz birbirimizi deliler gibi seviyoruz onun için çok şeyden vazgeçtim o
da öle açık giyiniyodum tüm açık kıyafetlerimi mahallenin ortasında onun
gözünün önünde yaktım her gece bana şarkılar dinletiyo vazgeçemem senden
diye bende ondan vazgeçemem şuan 6 ay ol ve çok mutluyuz umarım hep böle
olur ben gece evden kaçıp onun yanına gidiyorum inşallah yakalanmam bi gün
neyse söyleyecek son sözlerim AŞKIM SENİ ÇOK SEVİYORUM VE SENİNLE HERŞEYE
VARIM KADERİMSİN SEN BENİM....
hayata tebessümle bakabilmek
Merhaba gülen gözlü arkadaşım dudağındaki tebessümü kaybetmemissin daha.
Ne güzel dünyaya gülen gözlerle bakabilmek ve insanlara tebessümler
saçabilmek senin gibi. Biliyorum üzülüyorsun donuk gözlerle karşılaşınca.
Ne yapalım arkadaşım herkes senin gibi olamaz. Duyabiliyorum hayır olmalı
dediğini.
Haklısın arkadaşım aslında bütün insanlar senin gibi olmalı. Bilseler bir
tebessümle neler yapabileceklerini; bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı bir
tebessümle nasıl görebileceklerini, sıkıntılarla dolu bir insana nasıl
dünyaları vereceklerini bilseler ve gülen gözlerin buzları nasıl
erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler. Eminim onlarda senin
gibi olmak isterlerdi.
Ve sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım. Saf ve hiç bir beklentisi
olmayan bir çocuk gibi. Hayır arkadaşım sevgi sadece sevgiliye duyulmaz.
Sevgi evrenseldir. Hiç kimse altın yığınları gibi kasasına kilitleyemez
onu. Onun yeri kalplerdedir. Bir annenin kalbindedir onun yeri çocuğuna
verebilmek için, onun yeri bir bahçıvanın ellerindedir sevgi tohumları
saçabilmek için... Evet sevgi her yerdedir. Yeter ki sen onu bulmak iste.
Sevgiyi bulmak kolay, zor olan onu elinde tutabilmekte.
Unutma arkadaşım sevgiyi duyabilmekle de iş bitmiyor. Sevgiyi göstermekte
gerekir. Hayat kısa arkadaşım bugün olan yarın yok. Sevgiyi göstermek
beklemeye gelmez, yarın çok geç olabilir. Elindekini kaybetmeden kıymetini
bilmelisin. Biliyorum arkadaşım bana hak veriyorsun.
Şimdi koş sevdiğinin yanına, önce ona gülen gözlerle sımsıcak bir gülümse
ve kelimelerin gücünü kullanarak bir kelimeye bin anlam yükle ya da "Seni
Seviyorum" deyiver - içinden geldiğince - en sıcak sesinle. Hayır bunlar
komik şeyler değil arkadaşım. Seni seviyorum anne, baba, kardeşim,
arkadaşım, vs. demek komik değil. Bu senin gibi bütün canlılara karşı
sonsuz bir sevgi duyan bir insan için hiç de zor değil sadece biraz
cesaret arkadaşım. Bu yalnızca yüreğinin buz kapladığını, taşlaştığını
zanneden insanlara biraz zor gelecektir ama onlarda senin gösterdiğin
cesareti gösterdiklerinde, kalplerinde sevgi kıpırtılarını
hissettiklerinde ve ağlamayı öğrenebildiklerinde inan her sey onlar için
ve bütün insanlar için daha güzel olacak.
Evet arkadaşım gülmek varken surat asmak niye, güldürtmek varken ağlatmak
niye, güzel sözler söylemek varken kalpleri kırmak niye? Hayat çok kısa
arkadaşım ve bu dünyadaki hiç bir şey kırılan kalplere değmez. Şimdilik
hoşçakal arkadaşım yine gel. Yanına senin gibi gülen gözlü, yüreği sevgi
dolu insanları alıp yine gel olur mu? Beni fazla bekletme çünkü yarın
burada olamayabilirim.
sesine ve sözüne hasret
Biliyor musun en çok mektuba başlamam gereken hitap şeklinde zorlandım.
Bir başlasam sonu gelecekti eminim! Ama sıradan sözcükleri hiç
yakıştıramadım sana, yapmacık sözlere konduramadım seni... Sonra sana hiç
mektup yazmadığım aklıma geldi, içim burkuldu, canım acıdı...
Bu mektubu sana gurbetten yazıyorum; sesine sözüne hasret, yüzüne hasret,
sıcağına hasret gönlümle başlıyorum mektubuma. Seni o kadar çok özledim
ki; Meğer hiç bir kucak seninki kadar sıcak değilmiş, hiçbir acı senin
yokluğuna bedel değilmiş. Hiç ama hiçbir hasret senin özlemin kadar
yakmazmış içimi.
En acısı, dost bildiklerim, yâr seçtiklerim toplanıp bir araya gelseler,
senin çeyreğin bile edemezmiş. Bilsen ne zor bunları itiraf etmek kendime
ve sana... Gurbet bile gururumu söndüremedi. Hâlâ gururlu, şımarık, kucuk
kızınim. Hayır, hayır yavrunum. 'Ben artık bir genç kızım, başkalarının
yanında bana yavrum deme.' derken bile böyle düşünüyordum inan. Şimdi
içten bir seslenişine, Yavrum! hitabına öyle ihtiyacım var ki...
Hatırlıyor musun? İlk yürümeye başladığım anları anlatırken ellerimi
bırakmadığın için sana kızdığımı, hırslandığımı ve bir an önce yürümek
istediğimi söylerdin. Şimdi sakın bırakma ellerimi, anneciğim. Evimizin
yumuşak halıları değil yürüdüğüm yollar, bir düşersem halim yaman.
Ellerini, sevgini, duanı, desteğini ve sıcağını hiç esirgeme benden.
Hani küçükken en çok kimi seviyorsun diye sıkıştırıp dururdum seni.
Ağzından "Seni!" cevabını alana kadar bırakmazdım eteklerini... Seni
abimden, babamdan ve ablalarımdan kıskanırdım. Hâlâ büyüyemedim, hem şimdi
daha çok kıskanıyorum. İçindeki sevgiyi ve gözlerindeki derin şefkati
yalnız benim için sakla...
Ama yapamazsın degil mi? Ana yüreği dayanmaz... Senin sevgin hepimize
yeter, ana olunca ben de anlarım değil mi? Aslında en çok bu huyunu
seviyorum. Adaletini ve yufka yürekliliğini, anne şefkatini... Fakat hâlâ
babam işe giderken boşalan yatağını en çok benim hak ettiğimi düşünüyorum.
Seni öyle özledim ki!..
Şu bilmem kim tarafından icat edilen telefon bile dindirmiyor içimdeki
hasreti. Gurbetin yağmurları, söndürmeye yetmiyor içimde büyüyen ateşi...
Beni buralara yollarken, "Daha güçlü ol!" diyordun ya, sana kavuşunca öyle
bir sarılacağım ki, gücüme şaşacaksın. Sevgimin gücünü sen de
anlayacaksın.
Yılların yükünü çekmiş, yorgun ama dimdik omuzlarını özledim.
Dolaplarımı düzenlerken, eşyalarıma bakıp bakıp ağladığın duyuyorum. Yahut
arkadaşlarımla konuşurken gözlerinin dolduğunu... İçim acıyor ama bilsen
nasıl seviniyorum. Yokluğuma alışamamış olman, mest ediyor beni...
Puslu gözlüm, dert ortağım! İnan içim içimi yiyiyor, ya bitmezse gurbet
geceleri, ya geçmezse hasret saatleri, ya vuslat ateşiyle bindiğim mavi
tren getirmezse beni... Uzar da yollar kavuşamazsam sana, ya özlem
alışkanlık olur da unutursan beni.
Ama beni unutmaman için hep dağınık bırakacağım odamı. Söylene söylene
toplarken, yine gözyaşların ıslatacak eşyalarımı. Babam yine dalga geçecek,
anlatacak bir bir ağladığını. Ya ben...
Arkadaşlarım çınlatacak odamın duvarlarını, hep anne kokan ilâhilerle...
Güçlü ol demiştin ya, ben de yorganı çekmeden başıma hiç ama hiç
ağlamayacağım. Ama sonra, Allah ne verdiyse...
Anneciğim! Gözyaşlarım söndüremez içimde yanan ateşi... Çünkü yokluğun,
bilmem kaç nüfuslu şu kocaman şehirde kendini yapayalnız hissetmek gibi,
imkânsız bir şeyi diz çöküp de Yaradan'dan dilemek gibi.. En azaplı
günahlardan sonra sızlayan vicdanım gibi...
Gül kokulum, puslu gözlüm!
Sakin sensiz, sevgisiz ve duasız bırakma beni... Sevgilerle... Beş
parmaktan biri...
BULVAR GAZETESİ HABERLERE BULVAR GAZETESİ AŞK SÖZLERİ BULVAR GAZETESİ
SEVGİ SÖZLERİ BULVAR GAZETESİ GÜZEL SÖZLER BULVAR GAZETESİ AŞK ŞİRLERİ
BULVAR GAZETESİ SEVGİ ŞİİRLERİ BULVAR GAZETESİ SAYFALARI....